Ana Sayfa     Forumlar     Videolar     Dosyalarımız     Site Ekle     iletişim

Köşe Yazıları...


Nihat Hatipoğlu
Hazreti Peygamber'in huzurunda


Ömer Döngeloğlu
İyilerle Beraber Olmak


Mustafa İslamoğlu
Eğer suyunuz tükenirse, size temiz suyu kim getirecek?


Nihal Bengisu Karaca
Bana ayrılan zaman


Yavuz Bahadıroğlu
Aile Hayatımız

Site Menü

 Anasayfa
 Forumlar
 Videolar
 Toplist Siteleri
 Şiirler
 Köşe Yazıları
 İslami Bilgiler
 Sitemizi önerin
 İletişim
 Üye Paneli
 Profiliniz
 Özel Mesajlarınız
Accès réservé aux membres Üye listesi
 Mini Sohbet
 Haber ekle
 Ekstra
 Anket
 Oyunlar
 Sudoku oyunu

Kimler Aktif

 
Üye Olun
Kayıp Şifre

 
Üyelik:
Bugün: 0
Dün: 0
Bekleyen Üyelik(ler): 0
Toplam Üye Adedi: 58
En Son Üye: Pierre

Şu An Bağlı:
Misafir(ler): 6
Üye(ler): 0
Toplam: 6

Yeni Şiirler

· TEK TESELLİM SECCADEM
(785 okuma)
· SECCADEM
(749 okuma)
· MALAZGİRT MARŞI
(801 okuma)
· ALLAHAISMARLADIK
(778 okuma)
· AHİRET YOLU
(732 okuma)
· ZAP SUYU
(749 okuma)
· FETİH MARŞI
(765 okuma)
· ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
(932 okuma)

Toplam 8 şiiri kayıtlı

Toplist Siteleri



ListeNur.de - islami siteler listesi



Toplist İslam

Güzel Sitelerin Listesi - TOPLIST.muslumangenc.com

NurluYuz

kurye

Diger

kevser kuruyemiş

Fuar Pastanesi

Elvan otomotiv


Bana ayrılan zaman
Nihal Bengisu Karaca
Nihal Bengisu Karaca

Tarih: 1 Mart 2009 Pazar


Küçüktüm, ufacıktım, hukuk okuyordum, mutsuzdum; avukat olma fikri
iyi gelmiyordu, hakimlik, savcılık olurdu, ama başörtülü olduğum için böyle bir şansım yoktu. Derken tanıdığınız bildiğiniz yazar yönetmen Ayşe Böhürler, 'Gel seni gazeteci yapalım.' dedi.
Yıl 1994'tü ve ben Ayşe Böhürler'in yanı sıra yeni çıkmak üzere olan Aksiyon dergisi için Zaman Gazetesi'nin kapısından içeri girdim. Ayşe Hanım'ın yaptığı işten aldığı zevke bire bir tanıklığım
olmasa, böyle radikal bir karar veremezdim.

Bir TV kanalında çalıştığım dört beş aylık süreyi saymazsak, neredeyse 14 yıldır Zaman bünyesindeyim. Unutamayacağım kadar çok ve güzel şey oldu ben buradayken. O zamanki dergi
yöneticilerinden biri 'Biz sizi kadın aile çocuk ıvır zıvır haberleri yapasınız diye dergiye aldık.' demişti de, yazı işleri müdürü Mahmut Çebi devreye girip, 'Ne yazıyorsa gayet iyi yazıyor,
bırakalım istediği gibi çalışsın.' diyerek müdahale etmişti mesela. Bu küçük müdahale olmasaydı, daha başlarken bitecekti maceram. Sonra Nedim Hazar olmasaydı, sinema zevkimin film
eleştirisine doğru olgunlaşan bir yörüngeye girmesi söz konusu olmayacaktı muhtemelen.

Aksiyon Dergisi'nde uzun süre çalıştığım yayın yönetmeni Mehmet Kamış ise tahminimin ötesinde 'feminist!' çıkarak şaşırtmıştı beni. Evleneceğim anlaşıldığında beni kenara çekip 'Bak,
sen şimdiden bir imzasın ve sakın 'Bengisu' soyadını kullanmaktan vazgeçme, ne olur ne olmaz...' dediği gün 'dostlar arasında' olduğuma iyice emin oldum ve üzerime ilham serpildi. Mehmet Bey,
derginin gözde muhabiri Osman İridağ ile Nevruz'u bahane edip çöp tenekesinde ateş yaktığımız (ve Osman'ın beni kırmayıp ateşin üzerinden atlama seremonisini de icra ederek iyice tüy
diktiği) gün bile bize çok kızmadı. Papara yeme anı geldiğinde arazi olma lüksümü Turkuaz editörü olunca kaybettim. Yeni görevimin stresini, zırt pırt başına ekşidiğim Eyüp Can'ın beynini
yiyerek attım. Çok sabırlıydı.

'Ekrem Dumanlı' günleri başlamıştı. Fondaki müzik 'Neşeli Günler'den 'Görevimiz Tehlike'ye dönmüştü. Latife bir yana, sonraları ismini Pazar ekine çevirdiğimiz ve yanına Gençlik ekini de
eklediğimiz pazar konseptinin editörü olduğum son altı yıl boyunca, hepsi birbirinden güzel arkadaşlardan mütevellit ekibim ve ben, Ekrem Dumanlı'dan hem yüzlerce kere ayar yedik, hem çok şey
öğrendik.

Dumanlı bizim yüzer gezer yeteneklerimize, havada asılı duran ama her an yönünü şaşırabilecek potansiyellerimize bağlam temin etme işini başarıyla icra etti. Okurun beklentileriyle sorumlu bir
yayıncılık anlayışının bileşkesinden, gurur duyduğumuz bir gazete çıkardı. Dahası Ekrem Bey'in, yazmamı sağlayacak idari kararı verme konusundaki cömertliği sayesinde köşe yazarı oldum.
Yapabilmeniz yetmez, karşınızda buna inanacak biri olmalı. Doğru kişi olmak meselenin yarısıdır, diğer yarısı; doğru zamanda, doğru yerde, doğru kişilerle karşılaşmış olmanızdır.

Kader bu koşulları bana sağladı. Bir parça bile ışıldamış isem, önce Allah, sonra kitaplarım, bana emeği geçen kimseler, ailemin toleransı sayesinde olmuştur bu. Ama en çok bir kadına şans tanımanın
risk olacağını buyurup duran muhafazakâr kodlara da, 'Başörtülü yazar mı? Laikçiler zaten ensemizde!' şeklindeki sistemik kodlara da aldırmadan, kimsenin tebrik etmeyeceğini bile bile bir
kadına zemin tesis eden Ekrem Dumanlı sayesinde olmuştur.

Bu silsilenin bir halkası daha var elbette: Okur. Zaman okuru, noktası virgülüne kadar analiz ettiği yazıları öylesine nazik eleştirilerle ve sıcak bir takdirle donattı ki, bazı zamanlar
ezildiğimi hissettim. Dahası, kaç gazete vardır ki, bir yazarının anneannesi öldüğünde okur otursun müteveffa için yüzlerce Yasin-i Şerif okuyup okutsun? Böylesi paha biçilmez değerler üreten
okuruma sonsuz kere teşekkür ederim.

Fakat ağlamaya başlamadan sözü bağlamak durumundayım. Çünkü bana ayrılan 'zaman'ın sonuna geldim. Duruşuna hasta olduğum Zaman'dan, akışına kapıldığım HaberTürk'e geçmekteyim. HaberTürk 1 Mart'ta
çıkıyor. Biliyorum, Zaman okumak ayrıcalıktır, teklif var ısrar yok, HaberTürk'e de beklerim.


http://www.zaman.com.tr 23 Şubat 2009 yayınlanan yazısıdır


  
Nihal Bengisu Karaca
n.bengisu@zaman.com.tr




Bu köşe yazısı 845 defa okundu. Toplam 546 kelime

Çıktı Al Çıktı Al Yorum Ekle Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


[ Geri Dön: Nihal Bengisu Karaca ] - [ Yazarlar İndeksi ]

Seccadem.com Site Tasarımı: Korhan Eşelioğlu
Seccadem.com  Tema Tasarımı Nuketema.com a  Aittir.