Ana Sayfa     Forumlar     Videolar     Dosyalarımız     Site Ekle     iletişim

Köşe Yazıları...


Nihat Hatipoğlu
Hazreti Peygamber'in huzurunda


Ömer Döngeloğlu
İyilerle Beraber Olmak


Mustafa İslamoğlu
Eğer suyunuz tükenirse, size temiz suyu kim getirecek?


Nihal Bengisu Karaca
Bana ayrılan zaman


Yavuz Bahadıroğlu
Aile Hayatımız

Site Menü

 Anasayfa
 Forumlar
 Videolar
 Toplist Siteleri
 Şiirler
 Köşe Yazıları
 İslami Bilgiler
 Sitemizi önerin
 İletişim
 Üye Paneli
 Profiliniz
 Özel Mesajlarınız
Accès réservé aux membres Üye listesi
 Mini Sohbet
 Haber ekle
 Ekstra
 Anket
 Oyunlar
 Sudoku oyunu

Kimler Aktif

 
Üye Olun
Kayıp Şifre

 
Üyelik:
Bugün: 0
Dün: 0
Bekleyen Üyelik(ler): 0
Toplam Üye Adedi: 58
En Son Üye: Pierre

Şu An Bağlı:
Misafir(ler): 9
Üye(ler): 0
Toplam: 9

Yeni Şiirler

· TEK TESELLİM SECCADEM
(785 okuma)
· SECCADEM
(749 okuma)
· MALAZGİRT MARŞI
(801 okuma)
· ALLAHAISMARLADIK
(778 okuma)
· AHİRET YOLU
(732 okuma)
· ZAP SUYU
(749 okuma)
· FETİH MARŞI
(765 okuma)
· ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
(932 okuma)

Toplam 8 şiiri kayıtlı

Toplist Siteleri



ListeNur.de - islami siteler listesi



Toplist İslam

Güzel Sitelerin Listesi - TOPLIST.muslumangenc.com

NurluYuz

kurye

Diger

kevser kuruyemiş

Fuar Pastanesi

Elvan otomotiv


Sensiz Yağarken Yağmurlar! 2
Musab Aslan
Musab Aslan

Tarih: 1 Mayıs 2009 Cuma


Yeni bir hikâyeye başlıyorum. Kahramanlarını seçmedim henüz. Tek kişilik kalamadığımdandır
kendime, yazmak bu derece rahatlatıyor beni. Vakit bu defa gece yarısı, öyle yazılan hikâye, bir şöyle; bir böyle okunmaya başlayınca bende karar verdim yeniden yazmaya. Demiştim ya kaç
kişilik bir aşktı bu anlayamadım. Kitaplar alıyor, defterler dolduruyorum adına. Adım yabancı geliyor sana. Senin aşina olmadığın numaralarım olmamıştı oysa. Hatırladım işte ’bir isim bir
şey demez olduğunda hikâye bitmiş demektir.’ Ama senin hatırlatmaların neden bu kadar acı veriyor çözemedim.

Geceler uzar, inadına yağmur yağar bu kente. Kimse anlamaz, yağmurdan sadece ıslanabilmeyi
becerirler. Oysa biz bilirdik ki, yağmur yağarsa üzerimize, uzak ülkelerden bir hediye. Mükâfattır bize. Nereye kadar daha giderim bilmiyorum. Ama korkum, gün gelip de yağmurdan
sadece ıslanabilirim diyedir. Gece uzun olur sevdiğim, bir ucu senin yaşadığın kenttedir gecenin bilirim. Bu kadar uzaklık mıydı? Beni bu denli çaresiz koyan. Gecenin bir ucu da senin
yaşadığın kente varırdı bilirdim de; Ay’da, Güneş’te ikimize aynı uzaklıkta değil miydi? Sahi uzaklık dediğimiz de bir göz kırpımı değil miydi? Ne çok sorularım oldu bir bilsen, ne çok
gecelerim, ne çok yağmurlarım oldu. Bunların yanında; ne düşlerim, ne yalnızlıklarım oldu haberin olmayacak! Her bahar iki ağaç diktim senin ve benim adıma. Şimdi sekiz ağacımız var
umarım kıyamete kadar birlikte büyürler. Bir yolcuya gölge olurlar kimi, kimi âşıklara omuz verirler. Belki bir gün olurda ’helal’ sözcüğü düşerse adınla adım arasına, varır iki efkâr
çayı yudumlarız yanı başlarında.

Ben seni sensizde yaşarım sevdiğim. Adına ağaçlar dikerim, camların buğusuna işlerim adını,
dualar öğrenirim, yazılar biriktiririm, sevdiğin çiçekleri aramaya çıkarım, senin sevdiğin çikolatadan alırım iki kişilik. Seni sensiz yaşarım elbet, boş veririm sürüp gider bu hikâye,
bir gün biter nasılsa. Hangi şey Cennet’ten düştüğü gibi kalmış ki? Bende ezel hatırası taşıyan sevgili! ‘ Bela Günü’ için hazır bulunurken bütün ruhlar, sende ordaydın ve sanki çok
yakındık birbirimize. ‘Bela’ demedik mi beraber? Biz en başında razı olduk belalara, hamd olsun!

Gece uzun sevdiğim, uykum yok. Belki bir sigara daha içerim. Sen uyumuşundur diyedir, bende uyurum şimdi.
Ortak paydamız olsun diye hatırladın mı? İlk sözüm son sözümdür. Nasıl ki inandık ve bildik demişsek, hatırlayamadığımız bir âlemde.

Ben inandım sevdiğim. Sen inanmasan da olur.Şimdi biriktirdiğim duaları sunma vaktidir ’bela gününün’ sahibine. İşte gece ve dualarım, ne söyleyeyim? Yetmez mi?

Gelir geçer mevsimler, kimi yağmur yağar kente, kimi sensizlik! Demiştim sürer gider bu hikâye, bilsem ki yazarak yaşayabiliyorum, kaç defter doldururum sevda adına. Ama yetmiyor
işte, yazmak yetmiyor, uzun boylu gurbet ikindilerinde pencere önü bekleyişlerine bir son vermeye. Ben ölüyorum aslında! İşte bir buğulu hava kentte ve hafiften yağmur. Ne yapılır
bilmem ki? Düşerim yollarına, bir acı kahve ısmarlarım kendime, sigaramın efkârında ararım kadim zamanların dershane çıkışlarını. Çeker giderim sırtımda ceketim, yüreğimde bir ince sızı,
dudağımda ıslığım, basar giderim hayatın üstüne, buda geçer derim. Buda geçer nasılsa!

Şimdi mevsim bir ikindi sonrasıdır belki, hadi dışarıda da hafiften bir yağmur olsun (işte bu hayallerin imkân sınırını zorladığı saatlerde, birkaç numara tuşlayıp sana ulaşabilmenin var
olduğu gerçeğidir, elimi kolumu bağlayan ) bir acı kahve ısmarlarım iki kişilik. İşte böyle sevgili, talihsiz bir aşkın kırık dökük sözcükleriydi deftere dökülenler. Hikâye biter, defter kapanır.
Hayat normale döner. Ama gerçekler var tarifini yapamadığım. Hepsi doğruydu, yağmur, ikindi, gece ayazı, acı kahvelerim, sokaklar. Hepsi gerçekti. Hepsi gerçekti de, bir şey yalandı...

Ben seni nasıl sensizde yaşardım..?


  
Musab Aslan
musab.aslan@hotmail.com




Bu köşe yazısı 600 defa okundu. Toplam 495 kelime

Çıktı Al Çıktı Al Yorum Ekle Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


[ Geri Dön: Musab Aslan ] - [ Yazarlar İndeksi ]

Seccadem.com Site Tasarımı: Korhan Eşelioğlu
Seccadem.com  Tema Tasarımı Nuketema.com a  Aittir.